|
burnlib
Kayıt: 29 Oca 2009, 13:25 İleti: 33 Ettiği teşekkür: 0 Aldığı teşekkür: 0
|
 Foton Enerji Alanı
FOTON ENERJİ ALANI
2000'li yıllarda beklenen büyük fiziki değişimler içinde üzerinde belki de en fazla konuşulan ve üzerinde en fazla tahminlerin yürütüldüğü bir konu "Foton Enerji Alanı" ve Dünyamız'a olması beklenen muhtemel etkileridir Konuyu Açalım... Evrende'ki tüm galaksiler gruplar halinde bulunur. Örneğin, bizim galaksimiz Samanyolu da, Büyük ve Küçük Magellan Bulutları olarak bilinen uydu galaksileriyle birlikte, bir galaksi grubunu oluşturur. İşte bu şekilde evrendeki galaksiler gibi, bizim Samanyolu Galaksimiz'in içindeki güneşler de (yıldızlar da) gruplar halinde bulunur. yani gökyüzünde hiç bir yıldız ve hiç bir galaksi tek başlarında değildir ve tek başlarına hareket etmemektedir. Herbiri bir grubun üyesidir. Biz gelelim kendi Güneş Sistemimiz'e ve dahil olduğu gruba...
Bizim Güneşimiz de sekiz üyeli Pleiades Takım Yıldızı'nın içinde yer almış bir yıldızdır. Bizim yıldızımız olan güneş, Alcyon'un çevresindeki bir turunu 26.000 yılda amamlar. İşte o 26.000 yıllık "Büyük Devre". Pleiades Takım Yıldızı Alcyon adındaki merkezi bir yıldızın çevresinde dolaşan 8 güneşten (yıldızdan) oluşmuştur. "Pleiades Takım Yıldızı"nın merkezindeki Alcyon yıldızı sürekli olarak bir foton enerji alanı içindedir. Alcyon merkezi yıldızın çevresinde dolaşan bizim yıldızımız da dahil olmak üzere, diğer yedi yıldız, bu enerji alanının içine belirli periyotlarla girer ve çıkarlar. Bizim güneşimiz için bu periyot 11.000 yıldır. Güneş sistemimiz'in "Foton Enerji Alanı" ndan geçiş süresi ise normal koşullarda 2000 yıldır. Bütün bunlar belirli periyotlarla tekrarlanan devresel hareketlerdir. İşte şimdi yine böyle bir periyodun eşiğine gelmiş bulunuyoruz... Ancak hemen söyleyelim; Güneş Sistemimiz'in ve dolayısıyla da Dünyamız'ın böyle bir alandan geçişi hiç kuşkusuz, günümüze özgü yepyeni bir konu değildir. Bu mesele, çok eski zamanlardan beri biliniyordu. Kutsal metinlerin bazılarında ve Nostradamus'un kehanetlerinde, bu gelecek olaylardan bahsedilmiş olduğu gibi, artık günümüzde bazı bilimadamları tarafından da bu konu telaffuz edilmeye başlanmıştır.
Foton Enerji Alanı hakkında neler biliyoruz?
Bilimadamları bunu bir enerji olarak tanımlıyorlar. Muazzam bir ışık kütlesi olarak ifade edilen bu enerji alanının, bir parçacık ile anti parçacığın; örneğin bir "anti-proton" ile bir "protonun" çarpışması ile meydana geldiği ileri sürülmektedir. Bu bir anlık çarpışma, iki parçacığın birbirini yok etmesine yol açar. Bu çarpışmanın sonucunda ortaya çıkan kütle, fotonlar yada ışık parçacıkları olarak tanımlanan enerjiye dönüşür. Geçtiğimiz yüzyılın ilk çeyreğinde, bir İngiliz fizikçisi olan Paul Derac, herbir "parçacığa" karşılık olarak, onun aynısı olan bir "anti-parçacık" bulunması gerektiğini kuramını ileri sürmüştü. Bu teoriden kısa bir süre sonra, 1932 yılında Dr. Carl David Anderson, bu parçacıklardan ilkini yani pozitronu (pozitif elektronu) keşfetti. 1950'lere gelindiğinde ise, "anti-protonlar" ve "anti nötronlar" bilimadamlarımız tarafından keşfedilmiş birer gerçeklik olarak bilim dünyasındaki yerlerini almışlardı. 1970'lerde ise artık buluşlar savaş sanayindeki yerlerini bile aldılar ve atom bombasından sonra dünyamız yeni bir savaş icadıyla tanıştı: Nötron bombası... Biz gelelim Foton Enerjisi'ne... Günümüzde artk yepyeni ve benzeri görülmemiş bu enerjinin, yakın gelecekte Dünyamız'ın en önemli enerji kaynaığını oluşturacağı tahmin edilmektedir. Evet... Bütün bunlar bilimin şu ana kadar tespit edebildiği gerçekler... Bu bilgilere göre, "Foton Enerji Alanı'na önce Dünya girerse, tüm atmosfer alev almış gibi görünecek ama bir sıcaklık algılanmayacak. (Soğuk ışık) Eğer "Foton Enerji Alanı"na Güneşimiz önce girerse, ani bir hava kararması olacak ve bu durum tahminen 11* saat sürecektir. Tabii bütün bunlar bilimadamlarının ileri sürdükleri tahminler. Çünkü şunu asla unutmamak gerekir ki, uzayda hızla yaklaşmakta olduğumuz ve görünür özelliklerini "Foton Enerji Alanı"'na benzettiğimiz bu ışık enerji alanın tam olarak fiziksel özelliklerini bilmiyoruz. Bu nedenle nasıl bir geçişin olacağı ve ne tür fiziksel gözlemlerin yapılacağı da henüz tam olarak bilinememektedir. Ancak şu kadarını söyleyebiliriz ki, bu kuşak büyük bir enerjiye sahip bir ışık alanıdır. Ezorerik bilgiler "Kıyamet Çağı"nda kozmosdan şuurlandırıcı ve fiziki değişimlere sebebiyet verici fiziksel ve ruhsal bir takım enerjilerin dünyamıza geleceğinden hep söz etmişlerdir. Muhtemelen "Foton Enerji Alanı" adı verilen kuşak da böyle bir kozmik tesir alanı olabilir. Eldeki veriler bu enerji alanının özellikle fizik üzerinde önemli değişimleri meydana getireceğini gösteriyor. Değişen fiziki şartlarla birlikte, kuşkusuz şuurlar üzerinde de, bu değişimin önemli etkileri olacağı düşünülebilir. Ve hemen şunu da ilave edelim; Yurtdışındaki birçok ezoterik ve metapsşişik araştırma merkezleri üyelerince, bu enerji alanıyla, "Kıyamet" arasında doğrudan bir bağıntının olduğu düşünülmektedir. Bu konu hakkında yazılan çok sayıda kitap bulunmaktadır. Bunların çoğu medyomsal yolla alınan celselere dayanır. Bu celselerin ne kadar güvenilir olduğu tartışılmadan orada anlatılanların hepsinin doğru olduğunu düşünmek bizi bir hayli yanıltacağını da burada mutlak surette hatırlatma gereği hissediyoruz.
Peki sözkonusu enerji alanı bize ne kadar yakındır?...
Yan sayfadaki şekilden de anlaışabiliceği üzere bu enerji alanı ile girişim başlamak üzeredir. Konuyla yakından ilgilenen birçok araştırmacının ifadelerine göre, "Güneş sistemimiz"in ve sözkonusu "Enerji Alanı"nın şimdiki pozisyonu, birbirlerine adeta yaslanmış gibi olup, girişim giderek yoğunluk kazanmaktadır. Eldeki tüm mverileri bir araya getirdiğimizde, bu olayların en geç 2013 yılına kadar ciddi bir şekilde ortaya çıkacağını gösteriyor. Bu tarih son derece ilginçtir. Çünkü bu tarih, beklenen başka değişimlere de hemen hemen denk gelen bir tarihtir... Örneğin Mayalar'ın binlerce yıl öncesine dayanan kehanetlerinde de, Dünya üzerinde büyük değişimlerin yaşanacağı tarih olarak, 2012 yılının sonları verilmiştir. Ayrıca Kova Burcu'na tam geçişin gerçekleşeceği tarih de Astronomik ölçümler sonucu; 2012 olarak belirlenmiştir. Üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir başka hususda, Atlantis'in çöküşüne neden olan fiziksel olaylarla burada iddia edilen belirtilerin büyük bir benzerlik göstermesidir. Yavaş yavaş konumuzu toparlayalım ve bu enerji alanının canlı ve cansız maddeler üzerindeki muhtemel etkilerini maddeler halinde görelim. (Yurtdışındaki Bazı araştırmacılarca ileri sürülen aşağıdaki maddeler, sadece birer tahminden ibarettir. Bir fikir vermesi için aktarıyoruz.)
FOTON KUŞAĞI'NIN DOĞURABİLİCEĞİ MUHTEMEL SONUÇLAR:
1- Gökyüzünde Alametler Olacak. Güneş Sistemimiz'in rotasyonu ile "Foton Enerji Alanı"nın etkieşimi, gökyüzünde pekçok yıldız kaymasının bir anda olduğu izlemini yaratacaktır. Aynı zamanda atmosferimizde bir ışıma ya da ani bir hava kararması yaşanacak. 2- Fiziki Maddelerde Bir Işıma Görülecek. Bu girişimin ve etkileşimin bir başka sonucu da, moleküler üzerinde kendisini gösterecek ve herşeyin şeffaflaştığını ya da ışıma yaptığı gözlenecek. Bu oluşum ile, heryerde bir aydınlanma olacak. 3- Geçici Bir Isı Düşmesi Baş Gösterecek. Yapılan bir başka tahmin de kısa bir süre için, Dünya'nın ısısında ciddi bir düşüş yaşanacağıdır. ABD'nin Kuzeyi'nden başlayarak yarısına kadar ve Avrupa ile Asya'nın büyük bir kısmının dondurucu soğuklardan etkileneceği düşülmektedir. 4- Canlılar Elektrik Çarpmasına Benzer Bir Duyguya Kapılacak. Bu sürecin belli bir aşamasından sonra, fizik bedenler üzerindeki etkilerden bir diğieri de, elektrik çarpmasına benzer bir hissiyat olarak ortaya çıkacağı tahmin edilmektedir. Fiziksel bedenimizin moleküler yapısında önemli değişikliklere sebebiyet verecek olan bu deneyime ayak uydurmayan birçok insan için bu dezenkarnasyon nedeni olacak. Ve sonunda şu anda içinde bulunduğumuz çok katı bedensel yapımızda ciddi süptilleşmeye sebebiyet verecek olan bir sonuçla karşılaşacağız. Artık bedenlerimiz çok daha süptil maddelerden oluşan bir yapıya bürüneceklerdir. Böylelikle ruhsal yeteneklerimizi çok daha kolay kullanmaya başlayacağız. Ancak bu değişimin bir anda olmayacağını da tekrar hatırlatalım. Zaten bir anda olacak olsa, bir anda tüm canlı organizmaların yokolmasıyla karşı karşıya kalmak kaçınılmaz olurdu. 5- Elektrikli Aletler Devre Dışı Kalacak. Sonunda olumlu bir delişmeye neden olacak olan bu enerji alanının ilk başlarda günlük yaşamımızda bir takım aksaklıklara neden olabiliceği düşünülmektedir. Örneğin elektrikli bazı cihazların belli bir süre, devre dışı kalması beklenmektedir. 6- Dünya'nın manyetik alanında değişiklik olacak. Dünya'nın rotasyonunun da yavaşlayacağı yapılan tahminler arasındadır. Yapılan tahminlerden bir diğeri de, Dünya'nın elektriksel, Yerçekimsel ve manyetiksel alanlarının değişeceği ile ilgilidir. Bu etkileşimin, kutupların yer değiştirmesinde çok önemli bir etken olacağı söylenmektedir. 7- Sismik Hareketlilik Artacak Bu enerji alanı, Dünya'nın manyetik alanında da bir takım değişiklikler meydana getirecek. Meydana gelen bu değişiklik aynı zamanda sismik hareketliliği de beraberinde getirecek ve depremlerin adedinde ve şiddetinde büyük bir artış görülecek. 8- Nükleer Enerji Santralleti Tehlike Yaratacak. Bir başka tehlike de nükleer enerji santralleridir. Tüm Dünya'da nükleer enerji santrallerinin kapatılmaya başlamasının halka açıklanmayan en önemli sebeplerinden biri de budur. Ancak ne yazık ki, bizim ülkemizde nükleer santral yapılması için ihale açılması planlanmaktadır. Bu da düşündürücü bir başka mesele!... Bütün bu gelişmelerden sonra, -tahminen içinde bulunduğumuz yüzyılda- şimdiye kadar fosil yakıtına dayalı enerji tüketimimiz tarihe karışacak ve görünüşe göre foton enerjisi geleceğimizin enerjisi olacak...
Sonuç: Konuyla Ciddiyetle İlgilenilmelidir... Dünya gezegeni, üzerinde yaşayan canlılar da dahil olmak üzere baştan sona etkilemesi beklenen bu "Enerji Alanı'nının bilim dünyasındaki ilk keşfi 1961 yılına rastlar... "Foton Enerji Alanı" bilim dünyasınca ilk kez P. Otto Hesse tarafından keşfedilmiştir. Daha sonraki yıllarda birçok bilimadamının konuya ciddiyetle yaklaştığını ve beklenen muhtemel tehlikelere karşı alınabilicek önlemlerin bilim dünyasında tartışılmaya başlandığını görüyoruz. Bu bilimadamları arasında: Jose Comas Sola, Freidrich Wilhelm Bessel, Edmung Halley ve Isaac Asimov dünyaca tanımış bilimadamlarından sadece birkaçıdır. Ne yazık ki, birçok alanda olduğu gibi yurdumuzda da bu alanda bilimsel çevrelerce hiç bir araştırma ve çalışmay apılmamaktadır. Eğer yapılıyorsa da çok küçük bir grup tarafından ve son derece gizli tutulan bir çalışma olarak yürütüldüğü tahmin edilmektedir. Fakat şurası bir gerçek ki, şimdilik bu konu da halka resmi makamlarca hiç bir açıklama ve uyarı yapılmamıştır.
Not: Kitaptan Alıntı Yaptım Fakat Yazıların Hepsini Okuyarak Kendim Yazdım.
|