Yunanlılar ve Romalıların kültürel yaşam ve folklorlarında önemli bir rol oynayan çok sayıda küçük tanrılar vardı. Bunlardan dişilere
nympha; daha çok öne çıkan erkeklere ise
satyr denirdi.
Ayrıca, bir tür cadı ya da Afrika’nın canavarı olan, yılan gövdeli
Lamiae’den söz edebiliriz. Konuşamazlardı, ancak tıslamalarının hoş olduğu söylenir; yabancıları ve özellikle de çocukları büyüler, öldürür ve yerlerdi.
Empusae ve
strygae onların benzerleridir.

Satyr Ailesi. (Albert Dürer, 1505)
Sirenler, müz’lere ya da esin perilerine meydan okuyan nympha‘lardı. Başarılı müzisyenlerdi, ancak yarışmada kaybettiler. Sicilya yakınlarında bu adaya hapsedildiler. Ulysses ve Argonotlar [Argo adlı gemiyle, Altın Post’u aramaya gidenler] dışında, onları dinleyen, herkes her şeyi unutur ve açlıktan ölürdü... Ulysses eve dönerkenki uzun yolculukta, Sirenlerin yakınından geçerken kendini gemiye bağlattı ve mürettebatının kulaklarını balmumuyla tıkattı. Argonotların yanında Orfe vardı. Orfe çok güzel şarkı söylerdi ve onu dinleyerek Sirenlerin yakınından zarar görmeksizin geçtiler. Sirenler kadın yüzlü kuşlar olarak tasvir edildi. Sayıca üç kişiydiler.
Deniz
nympha'larının arasında
Oceanid ler ve
Nereid’ler vardı.
Naiad’ler tatlısu
nympha'larıydılar ve nehir, pınar, kuyu ve havuzlarda yaşadıkları sanılırdı. Nehir tanrılarının çoğu erkek olarak nitelendirildi. Onlar rüzgarda varolan varlıklarken, Tepegözler,
Cabiri,
Curete‘ler,
Telechine'ler ve
Daktil'ler ateş ve metalle bağlantılı gizemli unsurlardı.
Daha önce gördüğümüz gibi
Dryad'lar, ağaç nympha'larıydı ve cinsine göre çeşitlilik gösterirlerdi. Örneğin
hamadryad'lar meşe
nympha'larıydılar.
Meliad'lar meyve ağaçlarının
nympha'larıydılar.
Limonaide'ler kırların bitkilerini hükmediyordu Keltlerin perileri gibi halkalar halinde dans ettikleri söylenir.
Faun'lar, hayvanlar âlemiyle bağlantılıydı. Onlarla ilişkili olan ve av tanrıçası Diana’yla avlanan iki tür
nympha vardı.
Napaeae'ler güzel ancak çekingen kısa giysiler giyen genç kızlar olarak anlatılırken, avcılar gibi giyinen
Oread'lar ya da dağ
nympha'ları onlardan daha iri ve cesurdu.
Fauni terimi dar anlamda,
Faunus ya da
Pan‘dan gelen kıllı gövdeleri olan kaprisli genç erkekler için ve
Satyr’ler ya da
Satyri’ler erişkin ya da yaşlı, düz burunlu, gövdeleri çok kıllı, çatal tırnaklı, boynuzlu ve kuyruklu ve bir hayvanınki gibi sivri kulaklı varlıklar için kullanılır. Yakınlardan geçen
nympha'ları beklerler. Kendilerine Dionysos’u örnek alır ve çok içerlerdi. Daha geç sanat dönemlerinde daha da insana benzetildiler. Liderleri Silenus’du.
Kentaur'lar at gövdeli, dört bacaklı, insan başlı, kollu ve omuzlu olarak resmedilir.
Satyr’ler gibi onlar da kadınlardan ve şaraptan hoşlanırlardı ancak Herkül’ün eğitmeni Chiron gibi, bazıları okçuluk, müzik ve tıpta çok bilgililerdi.
Ölülerin ruhlarına
Mane'ler denirdi ve birkaç türdeydiler. Canın bir bölümü yaşayanları rahatsız eder, bir bölümü Hades’e kapatılırdı ve bazı olağanüstü durumlarda, örneğin, Hades’te ruhu bulunduğu varsayılan Herkül gibi, ruh Olympos’a kabul edilebilirdi. Roma dönemlerinde bir insanın cennete çıkışı, kartalla simgelenerek kutlanırdı.
Daemone'ler ya da g
enii insanların yanlarında bulunan ruhlardı, özellikle şimdilerde “koruyucu melek” dediklerimizden.
Lemure'ler ya da
larvae'ler öldükten sonra ya da sürekli belirerek oturulan mekanlara ya da diğer yerlere dadanan, günümüzde hayalet dediğimiz ruhlardı.
Lare’ler insanların evlerini korumak için çabalayan atalarının ruhlarıydı.
Lare’lerin ya da Başlare’nin heykelleri, tüm Roma evlerinde bulunurdu ve önüne konularak sunulan yiyecek ya da çiçeklerle saygı gösterilirdi. Ayrıca, halka açık yerlerde çeşitli
lare'lerin türbeleri vardı.
Penate'ler, günümüzün kilise ya da diğer kurumlara adanan azizlerinin seçildiği gibi, evde ya da halkın topluca ibadet etmek için seçilen tanrılardı.
Kaynak: "Büyünün, Cadılığın ve Okültizmin Tarihi"