|
**profesyonel**
Kayıt: 21 Ekm 2009, 14:18 İleti: 636 Yaş: 15Konum: İzmir Ettiği teşekkür: 9 Aldığı teşekkür: 11
Yaşadığınız İl: 34 İstanbul
|
 Majikal çalışmada elementler
Yaratılmış olan her şey, makrokozmos ve mikrokozmos, küçük ve büyük dünyalar elementlerle yaratılmıştır. Bu nedenle, inisiyasyonun en başından bu güçleri ele alacak, derin ve çok katlı anlamlarını özellikle vurgulayacağım. Okült yazında elementlerin güçleri hakkında bugüne kadar çok az şey söylenmiştir, bu yüzden hâlâ bir bilinmez olan bu alanı incelemeyi ve elementsel kuralları örten perdeyi açmayı kendime görev edindim. İnisiye
olmayanları elementlerin varlığı ve faaliyetleri konusunda bilgilendirmekle kalmayıp ileride bu güçleri pratik olarak kullanmalarını sağlamak hiçbir şekilde kolay bir iş değildir.
Bütün evren, çarkları iç içe geçmiş olup birbirine bağlı olan bir saatten farklı değildir. Kavranabilir en yüce varlık olarak Mabud fikri bile elementlere benzeyen yönlere bölünebilir. Bu konunun ayrıntıları Tanrı-fikriyle ilgili bölümde bulunabilir.
Bu sözün doğruluğuna kuşku yoktur, ancak bugüne kadar yayınlanmış olan bilgiler, sadece elementlerin hafif etkilerine işaret etmekle yetinirler. Tatvaların kişisel kullanımıyla ilgili olarak elementlerin etkileri, astroloji kitaplarından yeterli ölçüde öğrenilebilir.
Ben elementlerin sırlarının daha derinlerine iniyorum, dolayısıyla kendime farklı bir anahtar seçiyorum. Bu anahtar astrolojik anahtara benzese de, aslında, onunla hiçbir ilgisi yoktur.
Anahtarı hiçbir şekilde bilmeyen okuyuculara, onu çeşitli şekillerde kullanmayı öğreteceğiz. Elementlerin etkileri ve analojileri aşağıdaki bölümlerde sırayla ve ayrıntılı olarak incelene cektir. Bu bölümler konuyu yalnızca teorik olarak açıklamakla kalmayacak, doğrudan pratik kullanıma işaret edecektir. Çünkü en büyük Sır burada saklıdır.
En eski bilgelik kitabı olan Tarot’ta elementlerin bu büyük sırrıyla ilgili bazı şeyler yazılmıştır. Bu eserin ilk sayfası olan majisyen kartı, elementlerin bilgisine ve elementlere hâkim olmayı işaret eder. İlk kartta kılıç ateş elementini, asa hava elementini, kupa su elementini ve sikke toprak elementini gösterir.
Yüksek bilginin gizemlerinde majisyenin ilk Tarot kartı olması, elementlere hâkim olmanın inisiyasyonun ilk adımı olduğunu kanıtlar. Bu tradisyonun aşkına, dikkatimi ilk önce elementlere yönelteceğim; çünkü ileride göreceğiniz üzere elementlerin anahtarher derde devadır ve bu anahtarın yardımıyla ortaya çıkan bütün sorunlar çözülebilir.
Hinduların tatva sıralaması aşağıdaki gibidir:
Akaşa: esir ilkesi.
Tejas: ateş ilkesi.
Waju: hava ilkesi.
Apas: su ilkesi.
Prithivi: toprak ilkesi.
Hint öğretisine göre beşinci tatva, akaşa ilkesinden daha kesif dört tatva çıktığı söylenir. Sonuç olarak akaşa nihai sebeptir ve beşinci güç, yani beşinci element olarak görülür. Aşağıdaki bölümlerden birinde okuyucuya bu en latif element olan akaşayla ilgili ayrıntılı bilgiler vereceğim. Bütün bu bölümlerde her elementin kendine özgü nitelikleri, en yüksek plandan başlayıp en kesif maddi düzeye kadar anlatılacaktır. Okuyucu daha şimdiden yaratımın büyük sırrını analiz etmenin, herkese elle tutulur bir resim oluşturacak şekilde konuyu anlatmanın hiç de kolay bir iş olmadığını anlamıştır.
Elementlerin analizi de tartışılacak, onların büyük pratik önemi vurgulanacaktır. Öyle ki her bilimci –kimyacı, hekim manyetizmacı, okültist, mistik, majisyen, kabalacı, yogi ve benzeri- ondan pratik faydalar elde edebilsin.
Okuyucunun konuya doğru bir şekilde yaklaşmasını, ona en uygun bilgi dalıyla ilgili uygulamalı bir anahtar bulmasını sağlayabilirsem, kitabım amacına ulaşmış olacaktır.
Ateş ilkesi
Daha önce söylendiği gibi akaşa, yani esîri ilke, elementlerin köken sebebidir. Doğu metinlerine göre akaşadan doğan ilk element Tejas, ateş ilkesidir. Bu element ve bütün diğerleri sadece bizim kaba maddi planımızı değil, yaratılmış olan her şeyi etkilerler.
Ateş ilkesinin temel nitelikleri sıcaklık ve genişlemedir.
Dolayısıyla başlangıçta yaratılmış olan her şey ateş ve ışık olmalıdır, nitekim Kitabı Mukaddes’te şöyle yazar: “Fiat Lux” –Işık Olsun. Işığın kaynağı, kuşkusuz, ateşte aranmalıdır. Her elementin, dolayısıyla ateşin iki kutbu vardır; etkin ve edilgen, yani artı ve eksi. Artı her zaman yapıcı, yaratıcı, üretken kaynakları, eksiyse bütün yıkıcı ve çözücü şeyleri gösterir. Her elementte kesin bir şekilde ayrılması gereken iki temel nitelik vardır. Dinler her zaman etkin olanı iyi, pasif olanı kötü olarak görmüştür. Oysa temelde iyi veya kötü diye bir şey yoktur; bunlar beşeri algıdan başka bir şey değildir. Evrende ne iyi ne de kötü vardır; her şey değişmez yasalara göre yaratılmıştır, Uluhiyet bunlara yansır. Bu kuralları öğrenerek Mabud’a yaklaşmamız mümkün olur.
Daha önce bahsettiğimiz üzere ateş ilkesi genişleme niteliğine sahiptir, daha iyi kavranması için buna elektrik akım diyeceğim. Bu tanım, her ne kadar belli bir benzerliği olsa da, kaba maddi elektriği işaret etmez. Herkes genişleme niteliğinin, uzanım niteliğiyle aynı olduğunu hemen görecektir. Bu temel ateş ilkesi yaratılmış olan her şeyde uyku halinde veya etkin halde bulunur. Aslına bakarsanız, küçücük bir kum tanesinden görünen veya görünmeyen en yüce töze kadar bütün evrende vardır bu ilke.
Su İlkesi
Yukarıdaki bölümde etkin element ateşin niteliklerini ve kaynağını inceledik. Bu bölümde zıt ilke olan su ilkesini anlatacağım. Bu ilke de esîrî ilke olan akaşadan gelmiştir. Fakat ateşe kıyasla hayli zıt niteliklere sahiptir. Bu temel nitelikler soğukluk ve büzülmedir.
Bu ilkenin de yine iki kutbu vardır; bunlardan biri etkin, yapıcı, hayat verici, besleyici, koruyucu kutup iken, diğeri yıkıcı, çözücü, fermente edici, parçalayıcı ve bölücüdür. Bu element temel büzülme ve daralma niteliğine sahip olduğu için, manyetik akımı üretir. Ateş ve su bütün her yerde işler haldedir.
Yaratımın kurallarına göre ateş ilkesi kendi içinde zıt kutbu su ilkesini içermeseydi varlığa gelemezdi. Bu iki element ateş ve su, her şeyin kendinden yaratıldığı temel elementlerdir. Bu gerçeğin bir sonucu olarak bu iki elementi her yerde görebiliriz. Bunlar elektrik ve manyetik akımlarıyla zıt kutupları gösterirler.
Hava İlkesi
Akaşadan çıkan başka bir element de hava elementidir. İnisiyeler bu elementi gerçek bir element olarak görmezler, ona ateş ve su ilkelerinin arabulucusu görevini verirler. Böylece hava ilkesi kendine özgü bir yolla, su ile ateşin etkin ve edilgen faaliyetleri arasında aracı görevi görerek nötr bir denge tesis eder. Etkin ve edilgen ateş ve su elementlerinin etkileşimi yoluyla tüm yaratım harekete dönüşmüştür.
Hava ilkesi arabuluculuğuyla ateşten sıcaklığı, sudan nemi almıştır. Bu nitelikler olmadan hiçbir hayat var olamaz. Bu iki nitelik hava ilkesine iki kutup verir, yani olumlu sonuçta hayat veren kutup, olumsuz yönüyle yıkım getiren kutup. Bunlara ilaveten söylemem gerekir ki ismi geçen elementler olağan ateş, hava ve su olarak görülmemelidir. Bunlar, söz konusu latif elementlerin kaba maddi planda yansımalarıdır; fakat biz bütün elementlerin evrensel nitelikleriyle ilgileniyoruz.
Toprak İlkesi
Hava ilkesinin tam bir element olmadığı sözü toprak elementi anahtarı için de geçerlidir. Yani yukarıda bahsedilen üç elementin etkileşimiyle toprak elementi doğmuştur ve son element olarak bütün diğer elementlerin katılaşmasıdır. Bu nitelik sayesinde yukarıda bahsedilen üç element somut bir biçim kazanır. Fakat üç elementin eylemlerinin aynı zamanda uzay, ölçü, ağırlık ve zamanla sınırlanması başlar.
Üç elementin toprak elementiyle birlikte karşılıklı etkileşimi, bu şekilde tetrapolar hale gelir, bu yüzden toprak ilkesine 4 kutuplu mıknatıs taşı denebilir. Toprak elementinin kutupluluğundaki akım elektromanyetiktir. Yaratılmış olan bütün hayat, tüm elementlerin dördüncü ilkede, yani toprak elementinde etkin olmasıyla açıklanabilir. “Fiat,” –ol– bu elementte vücut bulmayla gerçekleşmiştir. Elementlerin doğada, hayvanlar âleminde ve insanlar üzerinde vs diye sayabileceğimiz çeşitli alan ve krallıklardaki özel etkilerinin ayrıntılarını sonraki bölümlerde bulacaksınız. Önemli olan okuyucunun evrenin atölyesi ve elementsel ilkelerin etkileri hakkında kaba bir fikir edinmesidir.
Işık
Işık ateş ilkesi üzerine tesis edilmiştir. Işık ateşsiz düşünülemez ve bu nedenle o ateşin bir yönüdür. Her ateşsel element ışığa dönüştürülebilir ve bunun tersi de doğrudur. Dolayısıyla ışık parlama, nüfuz etme ve genişleme gibi tüm özel niteliklere sahiptir.
Karanlık ışığın büzüşücü özel niteliklerine sahiptir. Karanlık olmasa ışık görülemeyeceği gibi, karanlık olmadan hiçbir ışık olmaz. Dolayısıyla ışık ve karanlık iki elementin, yani ateş ve suyun karşılıklı oyunuyla üretilmiş olmalıdır. Demek ki ışık etkin niteliğe, karanlık ise pasif niteliğe sahiptir. Bu karşılıklı oyun evrenin her yerinde iş başındadır.
Akaşa, yani Esîrî İlke
Elementleri tarif ederken birkaç kere onların esîr ilkesinden geldiklerini söylemiştim. O halde esîrî ilke nihai, mutlak, yüce ve en kudretli olandır. O kavranamaz ve var olan, yaratılmış her şeyin nihai sebebidir. Kısaca özetlemek gerekirse, o nedensel alandır. O yaratılmamış, anlaşılmaz, tanımlanamaz olandır. Birçok din ona Tanrı ismini vermiştir. O beşinci güç, köken kudrettir.
Her şey onunla yaratılmış, her şey onunla dengede tutulmaktadır. O bütün düşüncelerin, niyetlerin kaynağı ve saflığı, en yüksek kürelerden en aşağısına kadar bütün yaratımın dayandığı sebepsel dünyadır. O simyacıların beşinci elementi, kül’ün içindeki kül’dür.
Karma
Akaşa ilkesinde yansımasını gördüğümüz değişmez bir yasa, neden sonuç yasasıdır. Her neden kendine özgü bir sonuç yaratır. Bu kural en yüce kural olarak her yerde iş başındadır. Sonuç olarak her amel bir nedenden hareket eder ve her ameli bir sonuç takip eder. Demek ki Karma yasasını yalnızca iyi eylemlerimiz için bir kural olarak kabul etmemeliyiz. Doğu felsefesine göre Karma çok daha geniş ve derin bir anlama sahiptir.
Her insan içgüdüsel olarak iyi olan şeylerden iyi şeyler, kötü olan şeylerden kötü şeyler çıkacağını bilir. Nitekim bu bilgelik şu atasözünde özetlenmiştir. “Ne ekersen onu biçersin.” Herkes bu yasayı bilmek ve ona saygı göstermek zorundadır. Birkaç kelimeyle özetlenebilecek bu yasanın ayrıntılarına burada girmek istemiyorum. Aklı başında her insan onu kolayca anlayacaktır.
Evrim, tekamül ve gelişme yasası da bu neden sonuç yasasına tabidir. Dolayısıyla gelişim karma yasasının bir parçasıdır.
Beden Hakkında
İnsan Tanrı’nın suretinde, evrenin benzeri olarak yaratılmıştır. Evrende bulunan bütün yüce şeyler, küçültülmüş ölçüde, insanın içinde bulunabilir. Bu nedenle insana evrenin, makrokozmosun zıddı olarak mikrokozmos denmiştir. Kesin bir şekilde konuşmak
gerekirse bütün doğa insanın içinde tezahür eder; bu bölümde bu konuları konuşacağız. Bedendeki fiziksel olayları tarif etmeye kalkmayacağım; çünkü herkes bu konuyla ilgili eserlerde buna dair bilgiler bulabilir. Burada sadece insanı hermetik bakış açısından ele almayı öğreterek, ilgili öğrencileri, bu temel anahtarı, insandaki elementlerin etkisini nasıl bir şekilde kullanacağı hususunda aydınlatacağım.
Çok iyi bilinen bir vecize, “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur,” der. İnsan sorunuyla ilgilenen herkes bu aforizmanın doğruluğunu hemen görecektir. Kuşkusuz hermesçi bakış açısından sağlığın ne olduğu sorusu da çıkacaktır ortaya. Bu soruyu herkes bir çırpıda cevaplayamaz. Hermesçi bakış açısından sağlık, vücuttaki elementlerin temel nitelikleriyle ilgili bütün etkin temel güçlerin kusursuz uyumudur. Hastalık dediğimiz görünür sonuç, elementlerin uyumsuzluğundan kaynaklanır. Hastalık şeklinde ortaya çıkan uyumsuzluk, bedenin içindeki elementlerin atölyesinde temel bir bozulmadır. Yeni öğrenciler için ilk şart, tümüyle bedeni üzerine konsantre olabilmektir. Bedenin dıştan görünen cismi güzel bir elbise gibidir. Her yönüyle güzelliğin ta kendisi olan beden de doğaya özgü ilahi güzelliğin bir yansımasıdır.
Güzellik sadece bize hoş görünen veya zevklerimize uygun olan şey değildir; çünkü bir şeyin bize hoş görünüp görünmemesi elementlerin etkileşimiyle ölçülür. Gerçek sağlık, ruhani yükselişimizin temel şartıdır. Güzellik içinde yaşamak istiyorsak evimizi güzel kılmamız, yani bedenimizi uyumla doldurmamız gerekir.
Elementler evrensel yasaya riayet ederek vücudumuzun içinde belli işlevleri yerine getirirler. Belli başlı işlevler şunlardır:
Bedenin inşası, onu canlı tutma ve yok etme. Bedenin etkin kısmı, yani inşa, şu halde elementlerin etkin veya olumlu işidir.Bedenin muhafaza edici, koruyucu kısmı elementlerin nötr yanlarının birleşmesi, bağlantıya girmesiyle ortaya çıkar. Yıkıcı ve çözücü kısımsa elementlerin olumsuz yanlarıyla gerçekleştirilir.
Ateş ilkesinin elektrik akışıyla birlikte etkin biçiminde etkin, genişleyici, inşa edici etkiyi göstermesi aşikârdır. Tersi, bu ilkenin negatif yanıyla ilgilidir.
Su ilkesi, etkin yönüyle, inşa edici etkinliği belirler; pasif yönüyle ise bedendeki bütün sıvıların çözülmesi ve dağılması işini üstlenir.
Hava ilkesi bedendeki ateşin elektrik akışı ile suyun manye tik akışını dengede tutarak kontrol etme vazifesini üstlenir. Bu nedenle ona nötr, yani arabulucu element denir.
Toprak ilkesinin kuvvetlerinin temel anahtarının, onun beden içindeki diğer üç elementi bir arada tutma işlevi olduğu söylenmiştir. Toprak ilkesinin etkin yönü canlandırıcı, tazeleyici, harekete geçirici bir etkiye sahipken, edilgen yönü, tam tersini yapar. Toprak ilkesi hem bedenin gelişmesiyle hem de yaşlanmasıyla ilgilidir. Vücuttaki elementlerin etkileriyle ilgili çok şey söyleyebiliriz, fakat şimdilik şu ana kadar söylenenlerle yetinelim.
Ustalar hiçbir çağda elementlerin etkilerini tek tek tarif etme yoluna gitmemişlerdir. Bunun nedeni, muhtemelen, çok iyi bilinmeyen bir konuda yanlış kullanımlara sebep vermemektedir.
Onlar insanı üç temel bölüme ayırmış, başa ateş ilkesini, karına su ilkesini ve göğseyse ateş ve su arasındaki arabulucu ilke olarak hava ilkesini tayin etmişlerdir. İnsanı bu şekilde bölmekte ne kadar doğru yaptıkları daha ilk bakışta anlaşılır. Çünkü tüm etkin ve ateşsi olan şeyler başın içinde olup biter. Karında bunun tam tersi olur; su, salgılama, sıvıların işleri. Havayı içeren göğüs arabulucu bir görevi görür, çünkü nefes alıp verme hayli mekanik bir şekilde gerçekleşir. Toprak ilkesi birleştirici, bir arada tutma yeteneğiyle, kemikleri ve etiyle bütün bedeni temsil eder.
Şimdi, bu kaba maddi bedende akaşa veya esîr ilkesinin nasıl işlev gördüğü sorusu çıkıyor ortaya. Biraz derin tefekkürle herkes soruyu kendi kendine yanıtlayabilir. Çünkü esîrî ilke en kaba maddi biçimiyle kanda, tohumda, bu iki maddenin yaşamsallık veya canlılıktaki karşılıklı eylemleriyle vuku bulur. Daha önce belirttiğimiz üzere ateş elementi elektrik, su elementi ise manyetik akımı üretir. Bu akışların her birinin biri etkin biri edilgen olan iki kutuplu bir yayılımı vardır. Bu dört kutbun karşılıklı etkileri ve alışverişleri dört kutuplu bir mıknatısa benzer. Bu mıknatıs kabalacıların Yod-He-Vav-He’si Tetragrammaton’dan başka bir şey değildir. O halde insan bedenindeki elektromanyetik akış ve onun tecellisi, hayvani manyetizma, Od, ya da her ne isim verilirse odur. Sağlak bir insanın sağ ta rafı etkin-elektrik, sol tarafı edilgen-manyetiktir. Solak insanlar için tam tersi geçerli olacaktır. Bu elektromanyetik akışın dışa taşışı, kapasiteye, elementlerin beden içindeki eylemlerinin şiddetine bağlı olacaktır. Bedendeki elementlerin faaliyetlerinin uyumu ne kadar yüksekse, bu taşma o derece güçlü ve saf olacaktır.
Belli alıştırmalar, doğru tutum ve kurallara kesin bir şekilde riayet etme yoluyla, ihtiyaca göre bu elektromanyetik akım veya Od’un kapasitesi, gücü ve etkisi çoğaltılıp azaltılabilir. Bunu yapmanın yolu elinizdeki eserin uygulama kısmında enine boyuna anlatılacaktır.
İnsan vücudundaki elektrik ve manyetik akım, aralarında belli bir analoji olsa da bildiğimiz elektrik ve manyetizmayla alakasızdır.
Bu analoji yasası hermesçi bilimlerde çok önemlidir ve bu yasanın bilgisi ustanın söz konusu anahtarı kullanarak büyük mucizeler gerçekleştirmesini mümkün kılar. Yiyecekler birbirine karışmış halde elementler içerirler. Besin almanın sonucu, vücudumuzda elementleri muhafaza eden kimyasal bir süreçtir. Tıbbi bakış açısından vücuda herhangi bir besin girmesi, nefesle birlikte, yanmaya neden olur. Hermesçi bu süreçte basit bir kimyasal olaydan çok daha fazlasını görür. Tıpkı ateşin yakıtla sürekli yanması gibi bu yanmayı besinlerin çözülmesi olarak algılar. Dolayısıyla bütün yaşam sürekli yakıt, yani yiyecek ve nefes tedarik etmeye bağlıdır. Her elemente gerekli olan koruyucu maddeyi vermek için elementlerin temel maddelerini içeren karışık besin tavsiye edilir. Eğer kendimizi tek tür bir yiyecekle sınırlarsak, bedenimiz, hiç kuşku yok ki hasta olacaktır. Bu, besinin vücudumuzda bir uyumsuzluk üretmesi demektir. Hava ve besinin çözülmesi yoluyla, elementler onları kuvvetlendirici maddeler alırlar ve etkinlikleri bu şekilde devam eder. İnsanın hayatı işte böyle bir tabiata sahiptir. Eğer bir element, yani yakıt eksik olursa, ona bağlı bütün işlevler de etkilenir. Örneğin vücuttaki ateş elementi aşırı çalıştığı zaman susarız, hava elementi bizi acıktırır, su elementi üşüme duygusuna, toprak elementi ise yorgunluğa sebep olur. Öte yandan herhangi bir elementin aşırı alınması beden üzerinde çok katlı bir etkide bulunur. Ateş elementinin fazlalığı hareket ve etkinlik isteği yaratır. Eğer su elementi için aynı şey söz konusuysa, salgılama süreci daha kuvvetli olacaktır. Hava elementinin artması durumunda aldığımız besin miktarına dikkat etmemiz gerekir. Toprak elementinin fazla alınması cinsel hayatı etkiler. Bu durum kendini illa da tensel cinsellik şeklinde göstermek zorunda değildir. Yaşlı insanların örneğinde sık sık rastladığımız üzere, daha çok hareket etme, üretken canlılık için arzu duyacaklardır.
Kimyasal ve nihayet simyasal açıdan bakıldığında, elektrik ve manyetik akımların etkin ve edilgen kutupları, bütün organik ve inorganik cisimlerde asit bileşimleri oluşturma görevini üstlenirler. Etkin yönleriyle bunlar yapıcı, pasif yönleriyle yıkıcı, çözücü ve dağıtıcıdır. Bütün bunlar insan vücudundaki biyolojik işlevleri açıklar. Nihai sonuç, varlığa gelen, serpilen, olgunlaşan ve solan hayat döngüsüdür. Yaratılmış olan her şeyin evrimi bu kurallara göre işler.
Franz Bardon, Hermesçi Bilimlere Giriş Göründüğü gibi alıntıdır...:D
_________________ Tek bildiğimiz şey hiçbir şey bilmediğimizdir.
|